17 Ocak 2007, Greenpeace aktivistleri, Doğal Kaynaklar Bakanı Gary Lunn’ı ve hükümetini Kanada’nın Kyoto Protokolü altındaki sera gazı emilimlerinin yasal zorunluluklarını yerine getirmediği gerçeğiyle yüzleştiriyor. Aktivistler üzerinde “PEKİ YA KYOTO?” yazan bir pankart taşıyan bir kutup ayısının etrafında birleştiler.
Toronto, Kanada- Harper Hükümeti çevre hakkında konuşarak Kanada’yı dolaşırken, Greenpeace’in de Kyoto Protokolü’nü yaşama geçirmekle başlayacak olan küresel ısınma sorunumuzdan da bahsedilmesi gibi bazı temel istekleri var.
İklim değişikli artık parlamenter komitede. Dünya sıcaktan pişerken, politikacılar etrafta geziniyor gibi görünebilir, ama Greenpeace’in bu konudaki tarafsız görüşü şöyle ki, eğer partiler yetersiz çevre yasaları üzerine birbirleriyle rekabete girerlerse, bu en azından çevre adına güzel bir sonuç doğurur.
Fakat, Greenpeace’in diğer çevre örgütleriyle beraber bazı temel talepleri var. Kesin ölçülendirmelerin yanında, bu kış rekor sıcaklıklar, eriyen buzullar ve batı kıyısında şiddetli fırtınalarla Kanadalıları çökerten iklim kargaşasından da söz etme dahilinde politik istek de çok önemli.
Öncelikle, Kanada başkanı Stephen Harper küresel ısınma gerçeğini ve insanların fosil yakıtları yakmasıyla gezegenimizin ısındığını kabullenmelidir. Hava durumu programlarını sürekli olarak takip edenler için bu çok belirgin bir şey olabilir, ama Harper yakın zamanlardaki anketlerde Kanadalıların en çok önemsediği şeyin küresel ısınma çıkmasına kadar bu konuya gayet şüpheci yaklaşmaktaydı. İklim değişikliğinin siyasal gerçeklerini Kanada hükümeti nihayet gördü; şimdi ise sıra fiziksel gerçeklerini görmeye geldi. Eğer bu Kanada için zor bir işse, Kanada’nın hemen kuzeyinde erimekte olan ve bütün küresel ekosistemi olumsuz etkileyen buzullara bakması yeterli olacaktır.
Gerçeklerin farkına vardığında, Stephen Harper, Kyoto Protokolü içerisinde sera gazı salınımlarını azaltmaya yönelik çıkan kurallara uyacağına dair gezegenin geri kalanının kaygılarını azaltmalı. Bunu yapmaması uluslararası antlaşmayı baltalamak demek olur ve bu da ülkeleri salınımları azaltma kararlarını geri çevirmekte olumsuz etkiler; ki zaten bunu Kanada gibi zengin, birinci dünya ülkeleri yapamazsa kendileri nasıl yapar ki? Tekrarlanan her Temiz Hava Kanunları belirtmelidir ki Kanada’nın ilk hedefi sera gazı salınımlarını 2012’de 1990’dakinin %6’sına indirecek Kyoto Sözleşmesi’ni uygulamaya sokmak olmalıdır. Kyoto Sözleşmesi’nin yanısıra, diğer çevre yasaları 2050’de 1990’daki salınımların en az %80 altına indirilmesi gibi uzun süreli bir hedefi de içine dahil etmelidir.
Bunu yapmak için, 2020’de salınımların tümünü 1990’dakinin %25 altına indirecek geçici bir hedefe ihtiyacımız var. Şu anda görüyoruz ki 2050 gibi salınımları şimdiki seviyelerin %65’ine çekecek yetersiz bir hedefin dışında yakın zamanlı herhangi bir hedef yok.
Bu önemli hedeflere ulaşabilmek için, Greenpeace olarak şu iki noktanın altını çiziyoruz.
• Hedefler enerji verimliliğini artıracak şekilde alınmalı ve standartlar şu anda hızla enerjiye ihtiyaç duyan ürünlere göre belirlenmeli.
• Yasalardaki değişimlere ek olarak, yenilenebilir enerji ve koruma çalışmalarını destekleyecek çeşitli programlara da ihtiyaç vardır.
Ama bunların en önemlisi, Kanada, Kyoto Protokolü’ndeki sözleşmesine uymalıdır. Bundan azı kabul edilemez.

