İran’da koyun klonlandı

10 08 2006
İranlı bilim insanlarının klonladığı koyun doğumdan 5 dakika sonra solunum problemi nedeniyle öldü.

Uzmanlar klonlama çalışmalarına devam edeceklerini ve kök hücre konusunda yeni deneyler yapacaklarını açıkladı. Klonlama deneyinin, İran’ın tıp, savunma sanayi ve nükleer teknoloji alanlarında bölgesel bir güç olmak için devletin dolaylı destek verdiği programlardan biri olduğu belirtiliyor.

Araştırmayı yürüten İsfahan Royan Enstitüsü uzmanı Murteza Hüseyni, deneyin faydalı olduğunu ve yeni deneyler yapmaya devam edeceklerini ifade etti. Hüseyni, 2 Ağustos günü doğan koyunun doğumdan 5 dakika sonra solunum yetersizliği nedeniyle öldüğünü, ancak anne koyunun ise sağlığının yerinde olduğunu ifade etti.

Şİİ DİNİ LİDERLERDEN KLONLAMAYA DESTEK
Klonlama programı İran’da Şii dini liderlerden kabul görüyor. Şii dini liderler hayvanlarla yapılan klonlama deneylerinin ‘caiz’ olduğunu ve dini değerlere karşı olmadığını açıkladı. Dini liderler insanlar üzerinde yapılan deneylere ise karşı çıkıyor. Bir İslam devleti olan İran’da kesin ve nihai hükümleri dini otoriteler veriyor. Bir eylemin dine aykırı olduğuna kanaat getirilirse, o eylem yasaklanıyor. İranlı Şii uzmanların onay verdiği hayvan klonlamaya ise, Sünni liderler hayvan veya insan farketmeksizin karşı görüş belirtiyor.





Gri yelkovan kuşları (Puffinus griseus) genellikle…

10 08 2006
Gri yelkovan kuşları (Puffinus griseus) genellikle yarım metre boyunda ve 400 ile 800 gram ağırlığında. Kanat genişliği 1 metre’yi geçen bu kuş türünün popülasyonunun 20 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Ancak, Gri yelkovan kuşları yine de soyu tükenen türler arasında.

Yeni Zelanda kökenli kül rengi yelkovan kuşları, göç sezonlarında Kuzey-Güney kutupları arasında 65 bin kilometre yol katediyor.

Bilim insanları Yeni Zelanda’ya özgü kül rengi yelkovan kuşlarının, dünyanın en uçun mesafe kat eden hayvanları olduğu kanıtladı. Kanat açıklığı yaklaşık 1 metre olan ve boyu yarım metreyi aşan yelkovan kuşlarına elektronik sinyal verici takan araştırmacılar, yiyecek peşinde Dünya’yı dolaşmalarını takip etti. Bilim insanlarına göre, kuşlar çok farklı coğrafyaları ziyaret ettiği için yüksek çeşitlilikte bir beslenme rejimine sahip. Ancak küresel ısınma ve aşırı balıkçılık nedeniyle yiyeceği azalan bu kuş türünü de zor günler bekliyor.

Araştırmayı yapan University of California-Santa Cruz uzmanı Scott Shaffer, yelkovan kuşlarını 65 bin km’lik yolculukları boyunca elektronik alıcılarla izledi. Shaffer, Ocak 2005’te iki ayrı kuş kolonisinden 33 kuşa 6 gram ağırlığında elektronik verici taktı. Shaffer, 2005 yılının sonbaharında kuşlar yolculuklarını bitirip Yeni Zelanda’ya döndüklerinde 20 kuşu vericiler yoluyla konumlandırmayı başardı ve 19’unun Dünya üzerinde aldıkları yol belirledi.

200 GÜNDE 65 BİN KİLOMETRE
Orijinal adı Puffinus griseus olan gri yelkovan kuşları yolculuklarına Yeni Zelanda’dan başlıyor, Pasifik Okyanusu’nda Asya ile Amerika kıtalarını ayıran Bering Boğazı’nın kuzeyine kadar uçuyor. Buradan Antarktika’nın güneyine kadar geliyor sonrasında, Japonya’nın batısına uçuyor ve nihayet 200 günün sonunda Yeni Zelanda’ya dönüyor. Bu yolculuk yaklaşık 65 bin kilometre sürüyor.

GÜNDE 910 KM YOL ALIYORLAR
Shaffer, kuşların bir günde yaklaşık yer mesafesi olarak 910 km yol katettiğini tespit etti. Shaffer, kuşların Pasifik Okyanusu’nda katettikleri rotanın 8 şeklini aldığını belirtiyor; “Kuşlar Alaska’dan sonra Japonya ve California’ya uğrayarak varsayılanan aksine dolambaçlı bir rota izliyor.” Shaffer kuşları bazı rüzgar koridorlarını takip ettiğini ve oluşturdukları rotanın hava koşulları ve küresel rüzgar rejimi ile açıklanabileceğini ifade ediyor.

Yeni Zelanda’ya özgü kül rengi yelkovan kuşlarının popülasyonunun 20 milyon olduğu tahmin ediliyor. Shaffer, bu kuşların popülasyonundaki azalmanın küresel ısınma dolayısıyla rüzgar rejiminin değişimine veya aşırı balıkçılığa bağlanabileceğini belirtiyor ve şunları ekliyor; “Bu kuşlar, uçtukları yerlerde yem bulamazsa uçmayı kesebilirler ve sonunda açlıktan ölmeye başlarlar. Balıkçılığın ve küresel ısınmanın deniz canlılarını yok ettiği düşünülürse, bu kuş türü de gelecekte yiyecek sıkıntısı çekebilir.” Puffinus griseus halen soyu tükenmekte olan bir kuş türü olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Araştırma, ABD Bilimler Akademisi’nin yayın organı Proceedings of the National Academy of Sciences mecmuasında yayımlanmıştır.





Arama motorları ‘küçük’leri kolluyor

10 08 2006
Arama motorlarının küçük sitelere aranan sözcüğe göre normalden daha yüksek oranda kullanıcı aktarabildiği ortaya çıktı.

ABD’de Indiana Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisi Filippo Menczer, internette büyük ve popüler sitelerin daha çok ziyaretçi çektiğini, ancak küçük sitelerin de arama motorlarından internetteki ölçeklerine göre daha fazla yararlandıklarını savunuyor. Küçük sitelerin öne çıkması için yapılan aramanın daha detaylı ve zor bulunur olması gerekiyor.

Arama motorları, aramalarda internette en çok linklenen ve en çok tıklanan sitelere öncelik veriyor. Bu yönlendirme metodu, popüler ve büyük sitelere avantaj sağladığı ve internette bir hiyerarşi yarattığı savıyla eleştiriliyor. Çünkü, arama motorlarına güvenerek kullanıcılar büyük sitelere giriş yaptığından, bu siteler daha da çok kullanıcı çekerek büyüyor. Böylece büyük siteleri sürekli büyüten bir döngü oluşuyor.

‘GOOGLEARŞİ’ DİYE BİR KAVRAM VAR
İnternet çevrelerinde bu duruma ‘Googlearşi’ veya Google hiyerarşisi adı veriliyor. Arama motorlarının kullanıcıyı yönlendirme metodlarını eleştiren uzmanlar, büyük sitelerin çok büyümesinin online ticareti olumsuz etkilediğini, kullanıcıyı daha ucuz mal satan küçük sitelerden uzak tuttuğunu belirtiyor.

İNTERNETTE KÜÇÜK BALIK DA HAYATTA KALABİLİR
İnternet gözlem şirketi Alexa’nın verilerine dayanan araştırmasında Menczer, arama motorlarının küçük sitelere internetteki ziyaretçi ölçeklerine ters orantılı olarak kullanıcı yönelttiğini savunuyor. Menczer’in araştırmasına göre, arama motorları matematiksel olarak gerçekten de büyük siteleri öne çıkarabiliyor. Ancak, kullanıcıların aramaları son derece kişisel ve spesifik olabildiğinden, gerekirse küçük sitelerin içeriği ile eşleşebiliyor. Diğer bir deyişle, aramalar detaylandıkça küçük sitelerin şansı da artıyor.

DETAYLI ARAMADA KÜÇÜK SİTE DAHA ŞANSLI
İnternetteki tüm aramalar sadece 10 genel sözcükten ibaret olsaydı, büyük siteler öne çıkardı. Ancak yapılan milyonlarca aramadaki yüzbinlerce spesifik arama, küçük sitelerin öne çıkmasını sağlıyor. Örneğin, Google’da ‘apple’ araması yapıldığında bu sözcükle özdeş en büyük site olan Apple bilgisayar şirketinin sitesi birinci sırada yeralıyor. Ancak, örneğin, bir elma türü veya elmayla ilintili daha spesifik bir sözcük girildiğinde arama motoru ilgili küçük siteyi başa çekiyor.

Kaynak: Araştırma, ABD Bilimler Akademisi’nin yayın organı Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı.





Windows Vista hacker’lara ‘emanet’

4 08 2006
Microsoft yetkilisi Andrew Cashman, Vista’daki açıkmarı bulmaları için hacker’lara çağrı yaptı. Yıllardır güvenlik açıklarıyla uğraşan Microsoft, gelecek kuşak işletim sistemi Windows Vista’yı sağlama almak için yeni bir taktik kullanıyor: Hacker’lar.

Microsoft, Windows Vista işletim sistemindeki potansiyel açıkları bulmaları için hacker’lardan danışmanlık alıyor. Microsoft, Vista’nın son halini 3.000 civarında güvenlik uzmanına gönderdi ve işletim sisteminde kişisel bilgilerin çalınmasına yol alabilecek yazılım hatalarını bildirmelerini istedi. Windows işletim sistemlerinde çıkan açıklar, hacker saldırılarına olanak veriyor.

Microsoft’un güvenlikten sorumlu üst düzey yetkilisi Andrew Cushman, Las Vegas’ta toplanan Black Hat Konferası’nda hacker’lara hitaben “İşte işletim sistemi karşınızda, elleyin, dokunun ve kendinizi gösterin” diye konuştu. Cushman aynı konuşmada, işletim sisteminde açık bulmak için daha önce Google’ı kullandıklarını da söyledi.

VISTA GÜVENLİKTE İDDİALI
Microsoft işletim sistemlerinde çıkan güvenlik açıkları nedeniyle bilişim sektöründe sert eleştirilere maruz kalıyordu. Eleştiriler genellikle, şirketin ürünü geliştirme evresinde yeterince testten geçirmediği savına odaklanıyor. Vista Microsoft’un güvenli bilişim stratejisiyle çıkardığı ilk büyük ürün olacak. Şirket sadece Vista’daki potansiyel güvenlik sorunlarını ortaya çıkarabilmek için kurum içi ayrı bir güvenlik birimi oluşturmuştu. Bu ekip izin vermeden ürün lansmanı yapılmıyor.

Şirket ayrıca yılda iki kez uluslararası yazılım uzmanlarının çağrıldığı kurumsal konferaslarda işletim sisteminin güvenliğini tartışıyor. Microsoft, Vista’yı son olarak da dünyaca ünlü hacker’ların toplandığı Black Hat Konferansı’nda yazılımcıların eleştirisine açmış oldu.





Firefox, 200 milyon barajını aştı

4 08 2006
Açık kaynak kökenli Mozilla Vakfı’nın çıkardığı alternatif internet tarayıcısı Firefox, bu hafta içinde 200 milyonuncu kullanıcı tarafından indirildi.

Sektör analistleri 200 milyon rakamının psikolojik bir sınır olduğunu ve Firefox’un başarısını gösterdiğini vurguluyor. Firefox, 200 milyon indirmeyle tarayıcı pazarının yaklaşık yüzde 16’sına ulaşmış oluyor. Alternatif bir tarayıcı olarak Firefox için bu rakam oldukça anlamlı bir başarıya işaret ediyor, buna karşılık, yaygınlık arttıkça hacker saldırılarının da artması beklenebilir.

Mozilla Vakfı, alternatif internet tarayıcısı Firefox’u daha geniş kitlelelere yaymak için agresif stratejiler geliştiriyor. Bu amaçla vakıf, Firefox için Real Networks ile dağıtım anlaşması imzaladı. Microsoft’un yeni işletim sistemiyle birlikte Windows Live ürünlerini piyasada agresif bir şekilde pazarlayacağını belirten uzmanlar, Windows Vista ile birlikte Internet Explorer’ın yeni versiyonunun Firefox için tam bir sınav olacağını da savunuyor. Bir görüşe göre, Firefox, özellikle Internet Explorer’ı ‘tercih etmeyen’ Oracle ve IBM gibi şirketlerle güçlü işbirliği yapmalı.





Çiçeğin sıcaklığı arıyı çekiyor

4 08 2006
Arılar, hangi çiçeğe konacaklarını sıcaklığına göre seçiyor. Çiçeğin sıcaklığını ise renginden tayin ediyor.

Arıların çiçekleri içindeki nektarın miktarına göre seçtiği düşünülüyordu. Ancak, yeni bir araştırma arıların konacakları çiçekler konusunda determinist bir tutum gösterdiklerini ortaya koyuyor. Arıları kendi vücut ısılarını belli seviyelerde tutmaları enerji sarfetmeleri gerekiyor, bu nedenle de çiçeğin sıcaklığı o çiçeğe konmak için bir gerekçe oluyor.

Araştırmayı yapan Cambridge Üniversitesi uzmanı Lars Chittka, arıların sıcaklığa gör çiçek seçimini, insanların soğuk bir günde sıcak bir çay içme dürtüsüne benzetiyor: “Nasıl bizler soğuk bir günde içimizi ısıtmak için sıcak içeceklere yönelirsek, bal arıları da kendi vücut ısıları için sıcak olduğunu düşündükleri çiçeklere yöneliyorlar.”

ARILAR SICAK ÇİÇEĞİ BULUYOR
Chittka araştırma için yaptığı deneyde, mor ve pembe renklerde yapay çiçeklerin olduğu bir bahçe oluşturdu; bu çiçeklerin içine yine yapay nektarlar yerleştirildi. Bahçede rasgele uçan arıların yüzde 58’i içinde daha sıcak nektar bulunan mor çiçekleri tercih etti. Chittka, arıların yaprak rengin göre seçim yapıp yapmadıklarını tespit etmeyi amacıyla daha sıcak nektarları pembe çiçeklerin içine yerleştirdi.

Deneyin ikinci aşamasında da, arıların yüzde 62’isinin bu sefer daha sıcak nektarı içeren pembe çiçekleri seçtiği gözlemlendi. Deney yaprak renkleri aynı tutularak tekrar edildi. Chittka’ya göre, arılar nektarın sıcaklığına geliyor. Ancak nektarın sıcaklığını ise çiçeğin rengiyle özdeşleştiriyor. Bunun için kendi içinde bir öğrenme süreci işliyor.

SICAK ÇİÇEK DAHA ÇEKİCİ
Arılar çiçeklerin polenlerini taşıyarak çiftleşmelerini sağlarken, nektarları ve polenlerinden besleniyor. Çiçekler Güneş ışınlarını emerek kendilerini ısıtıyor; daha yüksek ısısı olan çiçek daha iyi polen üretiyor, zira çiçekler arasında da döllenme açısında bir rekabet söz konusu. Dolayısıyla daha sıcak olan çiçek kendi polenlerini taşıyacak arıları cezbetmeyi başarmış oluyor.





‘Vista yerine Beta 3 çıkabilir’

4 08 2006
ABD’de bilişim çevreleri, Microsoft’un yeni işletim sistemi Windows Vista’yı Ocak ayında piyasaya sürmeden önce, üçüncü bir betasını çıkarması gerektiğini dile getiriyor.

Microsoft yeni bir işletim sistemi çıkarmasından bu yana 5 yıl geçti. Bu süre şirketin şimdiye dek iki işletim sistemi arasında geçirdiği en uzun süre. Son durumda kurumsal kullanıcılar Vista’yı Kasım’da bireysel kullanıcılar ise Ocak’ta edinecek. Ancak bu takvimin tutması için, Vista’nın son halini bu yaz sonuna kadar almış olması gerekiyor. ABD’nin saygın internet haber portalı CNET’in derlediği bir forumda, Microsoft’un mevcut takvime yetişemeyeceği, Vista’yı bir kez daha erteleyeceği yorumları yapılıyor.

Vista ile ilgili yorumların yapıldığı sitelerde Vista’ya yeni bir takvim verilmesini ve işletim sisteminin son versiyonu yerine Beta 3 versiyonunu yayınlanması konuşuluyor. Bu görüşü dile getirenler, Beta 2’den anlaşıldığı kadarıyla Vista’nın Ocak ayına da hazır olamayacağını savunuyor. Vista’nın şimdiye dek 5 yıl ertelendiğini ve bu nedenle de Microsoft’un gerçekten kusursuz bir ürün çıkarması gerektiğini belirten BT uzmanları, gerekiyorsa bir dördüncü ertelemenin daha doğru olacağı görüşünü dile getiriyor.

Microsoft’un planında üçüncü bir beta versiyonu bulunmuyordu. Microsoft’un bir kez daha Vista’yı ertelemesi işortaklarıyla yaptığı anlaşmaları riske atacak. Piyasa çıkması beklenen birçok yeni ürün de gecikecek.

PERŞEMBE GELİŞİ, ÇARŞAMBADAN BELLİ
Yeni kuşak işletim sistemi Windows Vista daha önce üç kez ertelenmişti. Geçen haftalarda Microsoft Başkanı Bill Gates, gelecek yıl başında çıkacağı açıklanan Vista’nın yeniden ertelenebileceğini söylemişti; hatta ertelenme ihtimalini yüzde 20 olarak açıklamıştı. Gelen ilk tepkiler dördüncü bir ertelemenin şirketin prestijine ciddi yara açacağını vurguluyordu. Microsoft, Vista’yı yetiştirebilmek için işletim sistemiyle ilgili çeşitli kısıtlamalara gitti. Birçok iddialı özellikler sistemden çıkarıldı; bazı özelliklerin müteakip güncellemelerle verileceği açıklandı. Tüm bu önlemlere karşın Microsoft yine de Vista’yı açıkladığı zamanlarda yetiştiremedi.





Apple 26 güvenlik açığını yamadı

4 08 2006

Apple, Mac OS X işletim sisteminde 26 güvenlik açığını yamadığını duyurdu.

Güvenlik şirketi Symantec açıklamasında, Apple’ın Mac OS X işletim sisteminde yamadığı açıkların bazılarının hacker’ların bilgisayarı uzaktan ele geçirmesine, servis reddine olanak verebileceğini duyurdu. Apple, 2006-004 başlıklı güvenlik güncellemesini yayınladı. Apple, Mac OS X kullanıcılarını yamaları internet sitesinde yüklemeleri konusunda uyardı.

Mac OS X’de çıkan açıkların bir çoğu istemci ve sunucu versiyonları etkiliyor, açıkların özellikle resim işleme ve dosya sıkıştırma işlemlerinde etkisini gösterdiği ifade edildi. Uzmanlar, açıkları suistimal etmek için hacker’ların Microsoft sistemlerinde uyguladıkları yöntemlerin aynısı kullanabileceğini belirtiyor. Apple, açıkların yamanmasında, Google ve Mozilla projelerinde çalışan bazı yazılımcılarla birlikte, daha önce ayrı işletim sisteminde açıklar bulan bağımsız yazılımcı Tom Ferris ile çalıştı.





McAfee yazılımında açık uyarısı

4 08 2006

Bağımsız gözlem şirketi eEye, McAfee’nin, SecurityCenter yazılımında açık olduğunu tespit etti. McAfee, açıkların yamandığını duyurdu.

McAfee, SecurityCenter 7.0 güncellemesinin açıkları yamadığını açıkladı. McAfee’den yapılan açıklamada, açıkların SecurityCenter 4.3 ile 6.0.22 arasındaki sürümlerin etkilendiği, buna karşılık kurumsal yazılımların açıklardan etkilenmediği belirtildi. eEye şirketi son 1 ayda McAfee’yi iki kez açık konusunda uyarmıştı. Şirket, Temmuz ayının başında da McAfee’nin ePolicy Orchestrator ürününde açık olduğunu tespit etmişti.

Açığı bulan güvenlik gözlem firması eEye uzmanları, bilgisayarın uzaktan ele geçirilmesine izin veren açıkları ‘çok kritik’ olarak derecelendirdi. McAfee açıklamasında ise, açıkların sanıldığı kadar tehlikeli olmadığı risk seviyesinin ise ‘orta’ olduğu savunuluyor. eEye şirketi bireysel kullanıcıların açıklar konusunda uyarılması gerektiğinin altını çiziyor.





Görme sinirleri ethernet’le yarışıyor

1 08 2006
İnsan gözü saniyede 8.75 megabit’lik bir hızda işliyor. Üniversitelerde kullanılan özel veri iletim hattı ethernet ise saniyede 10 megabit veri aktarıyor.

İnsan gözü, beyne saniyede 10 milyon bit veri işleme yeteneğine sahip. Uzmanlara göre sinir hücreleri, üniversiteler arasında kullanılan ethernet ağı hızında veri gönderebiliyor.

University of Pennsylvania araştırmacıları denek domuzların retinalarına electrodlar yerleştirdi. Deneyde retinalara çeşitli imajlar gönderildi ve her görüntüde retina hücrelerindeki değişim kaldedildi. Retina gözün içinde hassas bir katman, göze giren ışığı alıyor ve bilgileri optik sinirlere aktarıyor ve optik sinirler de veriyi beynin görme bölümüne iletiyor. Domuzlarda tüm bu veri aktarım işlemleri araştırmacıların hesaplarına göre, saniyede 875 kilobit’lik bir hızda gelişiyor.

Bilim insanlarının tahminlerine göre, insanda aynı veri iletimi 10 kat hızlı gerçekleşiyor. Özetle insanın görme yeteneği saniyede 8.75 megabit’lik bir hızda işliyor. Araştırmayı yürüten Vijay Balasubramanian, insanın potansiyelinin aslında saniyede 10 megabit’in üzerinde olduğunu, eldeki verilerin en tutucu tahminleri yansıttığını belirtiyor.

SİNİR SİSTEMİ ENERJİ TASARUFU YAPIYOR
Her bir nöron kendi üstüne düşen görevi 1 milisaniyede yerine getiriyor. Ancak Balasubramanian, insan vücudunun enerji tasarrufu yapmak için hızı kasıtlı olarak düşürdüğünü belirtiyor; “Sinir sistemi gerektiğinde çok daha hızlı veri aktarımı yapabilir, ancak enerjiyi korumak için biraz ağırdan alıyor. Buna karşın biz insanlar yine de oldukça hızlı görüyoruz.”

İnsan beyninin kütlesi tüm insan vücudunun sadece yüzde 2’si, ancak beyin çalışırken vücuttaki enerjinin yüzde 20’sini kullanıyor. Özellikle sinir yolları yüksek enerji tüketimine sahip, dolayısıyla insan çok daha hızlı görmek isteseydi bunu başarırdı, ancak daha çok enerji tükettiği için yorulurdu. İnsanın her bir retina hücresi saniyede 13 bit veri işlem kapasitesiyle çalışıyor, bu şekilde dahi insan hareket eden nesneleri görebiliyor. Örneğin, bir avlanma veya düşmandan kaçma durumu olursa, hareket eden nesneleri yakalamanın önemi artacağından göz veriyi daha hızlı işleyebiliyor.

Kaynak: Makalenin orijinali Current Biology mecmuasında yayımlanmıştır.