Güneş tutulması

31 03 2006

Güneş tutulması, ay’ın dünya ile güneş arasına girmesi olayıdır. Güneş, ay ve dünyanın bir çizgide bulunmasıyla güneş tutulması ortaya çıkar. Eğer ayın dünya etrafındaki yörüngesi ile dünyanın güneş etrafındaki yörüngesi aynı düzlemde olsa idi, her ay güneş ve ay tutulmaları ortaya çıkardı. Ancak, ayın yörünge düzlemi dünyanınkine göre 5°8′ eğimlidir. Böylece ay her bir dönümde aşağı inerken bir, yukarı çıkarken yine bir defa olmak üzere toplam iki kez ekliptiki, yani dünyanın güneş etrafındaki yörünge düzlemini keser. Ancak bu durumlarda tam güneş tutulması olur. Bu noktalara yerine göre inme düğüm noktası ve çıkma düğüm noktası denir.

Güneş tutulması sırasında, güneşin ışınlarının meydana getirdiği ayın gölgesi dünyaya düşer. Bu gölge iki bölümden ibarettir. Merkezi olan tabanının çapı ayın çapına eşit bir konidir. Bu kısım, güneş ile ay arası mesafeye bağlı olarak, 377.600-365.280 km arasında değişen bir boya sahiptir. Daha az karanlık olan diğer bir ikinci koni de birinci bölgeyi çevreler. Bu kısım aydan uzaklaştıkça genişler. Sonunda Güneş tümüyle gözden kaybolduğunda gökyüzü kararır, hava serinler. Bu yapay gecede gökyüzündeki bazı parlak yıldızlar ışıldamaya başlar. Güneş gözden kaybolurken, karanlık Ay yuvarlağının çevresinde parlak ışık demetleri belirir. Bir süre sonra Güneş’in bir yanı hilal biçiminde belirir ve Ay Güneş’in önünden bütünüyle çekilip gittiğinde yeryüzü yeniden gün ışığına kavuşur.

Dünyanın aya ortalama uzaklığı yaklaşık 380.800 km olduğuna göre pekçok güneş tutulmasında birinci gölge konisinin tepesi dünyaya ulaşamaz. Ancak ayın dünyaya en yakın olduğu durumda koninin ucu dünya yüzeyi üzerinde 266 km genişliğinde bir leke meydana getirir. Tam bir güneş tutulmasını ancak bu lekede bulunan bir gözleyici görebilir.

Dünya ve ayın hareketleri bu lekenin dünya yüzeyinde saatte 1600 kilometreden daha fazla bir hızla hareket etmesine sebeb olur. Bu sebepten lekenin herhangi bir noktasındaki kalma süresi çok kısadır. Bazan 7 dakikayı biraz geçmesine rağmen, genel olarak iki veya üç dakikadan daha fazla değildir. 11 Temmuz 1990′da olan güneş tutulması 7 dakika sürmüş ve 1973′ten beri gerçekleşen en uzun güneş tutulması olmuştur.

Bütün Güneş tutulmaları tam tutulma değildir. Bazen Ay ve Güneş yuvarlaklarının görüntüsü tam üst üste çakışmadığı için Güneş’in yalnızca bir bölümü kararır, bu olaya parçalı tutulma denir. Halkalı tutulma denilen olayın nedeni ise Ay’ın yörüngesinin daire değil elips biçiminde olmasıdır. Bu yüzden Ay yörüngesinde dolanırken Dünya’ya bazen daha yakın, bazen daha uzak olur. Dünya’dan en uzakta bulunduğu noktadayken, tam Güneş’in önüne geçse bile bütün Güneş yuvarlağını örtemeyecek kadar küçük gözükür. Böylece Güneş’in yalnızca ortası kararırken, Ay yuvarlağının çevresinde bir ışık halkası kalır. Normal olarak güneş tutulmaları yılda iki veya üç olmasına karşılık, nadir olarak daha fazla sayıda olabilir. 1935′te Güneş beş kere tutulmuştur.

Güneş tutulması Dünya’nın her yerinde aynı biçimde görülmez, yalnız Ay’ın gölgesinin düştüğü dar bir kuşakta tam tutulma gözlenebilirken, bu kuşağa yakın yerlerde olay ancak parçalı tutulma biçiminde izlenir. Kuşağın uzağındaki yerlerde ise hiç görülemez.

Tam güneş tutulmaları astronomlar için iyi bir fırsattır. Bu sırada Güneş’in kromosfer katmanı ile koronası incelenebilir. Güneş koronası koronograf çevresi, güneş çapının iki katı uzaklığa kadar incelenebilir. Güneş tutulması sırasında ise bu imkan 6 katına çıkar.





ODTÜ’den Türkiye’ye ilk süper bilgisayar

1 03 2006

Dünyanın en gözde makineleri arasında gösterilen ve yetenekleri konusunda ‘Top 500′listesi hazırlanan süper bilgisayarlar, Türkiye’de de üretilecek.

Türkiye’nin ilk süper bilgisayarını yapmaya hazırlanan ODTÜ, dünyanın ilk süper bilgisayarlarından birisini geliştiren Prof. Yuefan Deng’le birlikte çalışacak.

ABD’li bilim adamı Prof. Dr. Yuefan Deng, üniversiteyi ziyaret ederek bilgisayar alanındaki çalışmalar hakkında ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut’tan bilgi aldı.

Akbulut, ”önümüzdeki günlerde Prof. Deng’in görev yaptığı Stony Brook Üniversitesi’yle işbirliği yaparak ülkenin ilk süper bilgisayarını yapacağız” dedi.

İlaç dizaynı, fizik, moleküler dinamik

Saniyede trilyonlarca işlem yapabilen süper bilgisayarlardan dünyada 500 tane bulunduğunu da söyleyen Akbulut, süper bilgisayarların daha çok ilaç dizaynı, fizik, moleküler dinamik ve bilgisayar geliştirmede kullanıldığını anlattı.

Bir ülkenin bilim ve teknolojisinin üretiminde süper bilgisayarlara ihtiyaç duyulduğuna da dikkat çeken Akbulut, dünyadaki 500 süper bilgisayarın 30 ülkede bulunduğunu, Türkiye’nin ise bu ülkeler arasında yer almadığını belirtti.

Akbulut, ”bu konuyu çok önemli gördüğümüz için bu alandaki önemli isim Prof. Deng’i buraya davet ettik. Birkaç ay sonra Prof. Deng’in öğretim üyesi olduğu Stony Brook Üniversitesi’nin rektörü de buraya gelecek” dedi.

Türkiye’nin bütün üniversitelerinin bu bilgisayarlara ihtiyacı olduğunu söyleyen Akbulut, “bilim ve teknoloji ile birlikte sanayimizin de bir üst basamağa çıkmasının yolu bu. Ülkemizin geleceği için böyle bir yatırımın, atılımın çok yararlı olduğuna inanıyorum” dedi.

Akbulut, bu bilgisayarı önümüzdeki günlerde DPT, Savunma Sanayi veya TÜBİTAK’ın kaynaklarından yararlanarak Prof. Deng’in desteğiyle düşük bir maliyetle üreteceklerini de açıkladı.

Üretilecek makinenin saniyede yaklaşık dört trilyon işlem yapacağına da değinen Akbulut, “1946′da yapılan dünyanın ilk bilgisayarı saniyede 5 bin 300 işlem yapıyordu. Bir yıl içinde süper bilgisayar ülkemizin tüm kurumlarının hizmetinde olabilir. İhtiyaca göre yapımı iki yıl sürebilir” dedi.

Süper bilgisayar yapmaya nasıl başladığını anlatan Prof. Deng ise 1983 yılında New York Colombia Üniversitesi’nde fizik alanında doktoraya başladığında tezi yürütebilmesi için bir süper bilgisayara ihtiyaç duyduğunu ve bilgisayar yapmaya giriştiğini söyledi.

16 bilgisayarın kapasitesine eşit bilgisayar

Süper bilgisayarı aslında bilgisayarların birbirine bağlanması olarak niteleyen Prof.Deng, “1983′te 16 bilgisayarın kapasitesine eşit, 16 tane prosesörü birbirine bağlayan bir bilgisayar yaptık ve bu bilgisayar, bugün süper bilgisayar alanında tarihe geçti” dedi.

O günkü bilgisayarlarla bazı teorik hesaplamaların 700 yıl alabileceğini anlatan Prof. Deng, geliştirdikleri süper bilgisayarla bu süreyi 3.5 yıla indirdiklerini de söyledi.

New York’ta çalıştığı üniversitede iki tane daha süper bilgisayar yaptıklarını açıklayan Prof. Deng, benzer makineyi Çin’de de geliştirdiklerini söyledi.

800 bilgisayara eşit kapasite

Prof. Deng, Çin’deki süper bilgisayarın kapasitesinin 800 bilgisayara eşit
olduğunu ve bu makinenin dünyadaki 500 süper bilgisayar içinde 42′nci sırada yer aldığını da belirtti.

Prof. Deng, ”dünyanın neresinde olursa olsun, bu bilgisayarların yapımına destek veririm. Bu toplumsal bir hizmettir” dedi.





Parmak izi ek güvenlik sağlıyor

1 03 2006

Parmak izi tanıma sistemiyle çalışan dizüstü bilgisayarlar, kullanıcılara ek güvenlik sağlıyor.

Dizüstü bilgisayar kullanıcılarının en büyük sorunlarından biri olan bilgilerinin güvenliği ve gizliliği için bugüne kadar kullanılan bilgisayarların şifreyle açılması yöntemi, yerini daha teknolojik ve güvenli yöntemlere bırakıyor.

Hewlett Packard’dan Fikret Erguder, parmak izinin elektronik olarak tanınması anlamına gelen biyometrik parmak izi okuyucuları dizüstü bilgisayarlara adapte ederek, bilgisayarların güvenliğini artırmayı hedeflediklerini açıkladı.

En ucuz yöntem parmak izi

Biyometrik tanıma teknikleri arasında, yüz şekli, göz retinası, el geometrisi tanıma gibi teknikler de bulunuyor, ancak en ucuz ve etkili yöntem parmak izi tanıma.

Erguder, “bugüne dek bilgileri gizlemenin yolu şifrelemekti. Ancak şifreler de çalınabiliyor ya da deneme-yanılma yöntemiyle belirlenebiliyor. Ayrıca bir başka dezavantajı da şifrelerin unutulabilmesi…

“Parmak izinde ise böyle durumlar söz konusu değil. Sistemini sadece gerçek sahibi kullanabiliyor. Bilgisayar sahibi parmak izini bir kez tanıttıktan sonra, bilgisayarda bulunan alıcıya parmak izini göstererek bilgisayarı açıyor.”

ATM’lerde de kullanılabilecek

Genellikle üst modellerde bulunan sistemin, yakın gelecekte yaygınlaşacağını söyleyen Erguder, “bu teknolojinin ATM’lerde ve mağazalardaki alışverişlere kadar pek çok alanda kullanılması için çalışmalar yürütülüyor” dedi.





Soyadınız genetik bağınızı ortaya koyuyor

1 03 2006

İngiltere’de yapılan bir araştırma aynı soyadını paylaşan erkekler arasındaki genetik bağları ortaya çıkardı. Soyadı ne kadar nadir kullanılırsa, bağlantı da o kadar güçlü oluyor.

Soyadlar ve genler erkekler tarafından nesilden nesile aktarılır. İngiltere’deki Liecester Üniversitesi’nden Mark Jobling ve ekibi, bu konuyu araştırırken odak noktası olarak erkeklerin genetik ayırıcısı olan Y kromozomunu seçti.

Babaların, Y kromozomlarını, eşlerinin DNA’larıyla karışmamış olarak erkek çocuklarına geçirdiklerini biliyoruz. Ama DNA ve soyadı arasında ilişki kurmak biraz garip değil mi? “Evet garip” diyor Jobling.

Tahmin edersiniz ki, olay bu kadar basit değil. Özellikle Smith ve Butcher gibi aile mesleğinden dolayı verilen soyisimlerin bu teoriyi birkaç kez baltaladığı görüldü.

150 soyadı incelendi

Ama tabii ki, soyisim ve gerçek akrabalık arasındaki bu bağlantının kırılmasında gayrı meşruluk ve evlat edinme gibi etkenler büyük rol oynuyor. Jobling, “birinin soyadına ve başka birinin Y kromozomuna sahip olabilirsiniz” diyor.

Bu konudan hareketle Mark Jobling ve çalışma arkadaşları, soyisimlerin akrabalık bağı tahmininde ne kadar güvenilir olabileceğini araştırdı.

Ekip, 150 farklı soyadını inceledi ve her soyisme rastgele bir eşleme yapmak için bölgeleri taradı. Aynı olan her soyadı çiftinden DNA örnekleri aldılar ve bunların Y kromozomu dizilimlerini karşılaştırdılar.

Genetik bağlar güçlü

‘Current Biology’ dergisinde yayımladıkları rapor, rastgele seçilen çiftlerin yaklaşık yüzde 25′inin son 20 nesilde mutlaka ortak ataya sahip oldukları sonucunu ortaya çıkardı.

En çok kullanılan soyisimlerini listeden çıkardıklarında ise ortaya çok daha dikkat çekici bir sonuç çıktı: Rastgele yapılan eşleştirmeler arasında yaklaşık yüzde 50 oranında genetik bağ bulundu.

Erkek suçlular yandı

Sonuçlar, bu fikrin adli araştırmalarda kullanılması olasılığını da gündeme getirdi. Geleneksel parmakizi testi devasa bir veritabanına dayanıyor, böylece alınan bir DNA örneği, şüphelilerinkiyle karşılaştırılıyor.

Fakat polisin hiçbir ipucuna sahip olmadığı ve potansiyel suçluların sayısının yüzler ya da binlerle ifade edildiği durumlarda ne olacak?

İşte burada Y kromozomu bilgisi kullanılabilir duruma geliyor. Bu durumda bir delil, sanığın sahip olabileceği soyadı listesini bir anda azaltabilir. Tabi bu, sadece erkeklerin işlediği suçlar için geçerli.

DNA’yla babasını buldu

Bir genç, tanımadığı genetik babasını araştırmak için tükürük örneğini FamilyTreeDNA.com‘a gönderdi. Site kendisine, Y kromozomlarının en yakın eşleştirilmesinden bulduğu iki kişinin bilgilerini verdi.

Her iki adam da, farklı telaffuz edilse de aynı soyadına sahipti. Genetik babasının doğum tarihini, doğum yerini ve soyadını bilen genç, her iki kişiyi internette araştırdı ve babasına kolayca ulaştı.

Her soyadı farklı bir durum

Jobling, bazı soyadların diğerlerine göre daha saf kaldığını söylüyor. Örneğin Attenboroughs soyadı, daha sıkı akrabalık ilişkilerini beraberinde getiriyor.

Bunun tam tersi de mümkün. Bazı soyadları, doğaları gereği, soyağacında yaşanan kırılmaları yansıtıyor. Örneğin İtalyan soyadı Desposito, çocuk esirgeme kurumlarına bırakılan çocuklara veriliyor (deposit: tortu, birikinti).

İlginç bir benzerlik olarak İngiltere seçmen kütüklerinde Bastard soyadıyla kayıtlı görülen 61 aile bulunuyor (bastard: nikahsız doğan çocuk).

İlgilenenler için

FamilyTreeDNA.com’da Türkiye’den yapılan başvurular da bir arada toplanıyor ve muhtemel akrabalıkların ortaya çıkarılması için çalışılıyor.





Cep telefonuna görüntülü son dakika haberleri !!!

1 03 2006

ABD’den tüm dünyaya yayın yapan televizyon kanalı CBS, son dakika haberlerini cep telefonlarına görüntülü olarak gönderme hizmetine başlayacak.

‘The New York Times’ gazetesinde yer alan habere göre, uygulama kablosuz iletişim araçlarının tüketicilere doğrudan satışıyla ilgili yeni bir stratejinin parçası olarak yürürlüğe konulacak.

‘CBS News to Go’ adlı haber servisine ayda 99 sent ödeyerek son dakika haberlerini anında öğrenebilecek üyeler, ayda 3 dolar 99 sent karşılığında da magazin alanındaki gelişmeleri izleyebilecek.

Başlangıçta her aboneye günde en fazla beş haber mesajı gönderilecek. Ancak plan, abonelere mesajları kendi ilgi alanları doğrultusunda belirleme fırsatı da verecek. Spor haberleri servisi ise yakın gelecekte başlatılacak.

Pembe dizi de geliyor

Habere göre CBS televizyonu, izleyicilerinin karşısına cep telefonuna yönelik yeni hizmetlerle çıkmaya hazırlanıyor. Bunlardan biri sadece cep telefonları için hazırlanacak 3-5 dakikalık bir pembe dizi.

Yeni hizmetler arasında resim, oyun, melodi ve ses efektleri sunan bir abonelik servisi ve kullanıcıların kendi animasyon görüntülerini oluşturup arkadaşlarına mesaj olarak göndermelerine imkan verecek bir ürün de bulunuyor.
(CNN Turk)





Java Masters Heyecanı Başlıyor

1 03 2006

Geçen yıl Emrah Bodur adlı Türk öğrencinin cep telefonunda 6 dilde uyguladığı sözlük projesiyle ikinci olduğu Java Masters Yarışması için başvurular başladı.

Türkiye’nin Hindistan’dan sonra en çok başvuru yaptığı Java Masters Yarışması’na katılım için son gün 21 Mayıs.

Sun Microsystems ve BenQ Mobile tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Java Masters Yarışması için başvurular başladı. Mobil Java uygulamalarının geliştirilmesi için düzenlenen yarışma, öğrenciler ve profesyonel yazılım geliştiriciler için iki farklı kategoride gerçekleşecek. Türkiye, geçen yıl Hindistan’dan sonra en çok başvurunun yapıldığı ülke olurken, yarışmanın ikinciliğini ise Emrah Bodur adlı Türk öğrenci kazanmıştı.

Sun Microsystems’ın daha önce Siemens ile gerçekleştirdiği yarışma, Siemens Haberleşme Mobil Cihazlar Şirketi`ni satın alan BenQ Mobile ile sürüyor. Java Masters 2006’ya katılacak yarışmacılar, Siemens SXG75, S75 ve CX75 mobil telefonlar için yenilikçi uygulamalar tasarlayacak. BenQ Mobile ve Sun Microsystems, katılımcılara proje sırasında ihtiyaçları olan araçları sunacak.

Katılımcılar, navigasyon uygulamaları ve oyunlar için Siemens SXG75’i, iş uygulamaları ve müzik alanında zekice fikirlerini ise S75’de uygulayabilirler. CX75 cihazları içinse multimedia uygulamaları ile ilgili fikirlerini sunabilirler.

Dünyadaki yazılım geliştiricileri Java platformunda (J2ME) yeni mobil uygulama programları geliştirmek için teşvik etmeyi amaçlayan yarışmada ilk üçe girenleri birbirinden değerli hediyeler bekliyor. Ödüller, 21 -23 Ağustos tarihlerinde Almanya’nın Leipzig kentinde yapılacak olan Oyunlar Fuarı Geliştirici Konferansı (GCDC) sırasında verilecek. Yarışmanın birincilerinin, BenQ Mobile`den kazanacakları cep telefonunun yanısıra Konferans için gerekli tüm seyahat masrafları da karşılanacak. İkinci ve üçüncülere ise BenQ Mobile ve Sun Microsystems, çeşitli teknolojik ödüller verecek. “Profesyonel” kategoride yarışacak olanlar ayrıca ‘‘Unified Testing Initiative’’ `ın “Java VerifiedTM Program’’`ı için test kuponları kazanabilme şansını elde edecek. Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgiye http://www.javaverified.com adresinden ulaşılabilir.

Yarışmaya katılmak isteyenler, 21 Mayıs tarihine kadar www.javamasters.org adresinden kayıt formuna ve detaylı bilgiye ulaşabilir.





İlk F-35 Sonbaharda Uçmaya Hazırlanıyor

1 03 2006

Lockheed Martin’in F-35 (Joint Strike Fighter-Müşterek Taarruz Uçağı) ekibi ilk uçağın montajını tamamladı.

Yer testleri için fabrikadan çıkartılan F-35’in konvansiyonel kalkış ve inişten oluşacak ilk uçuşunun sonbaharda yapılması planlanıyor. 19 Şubat’ta tamamlanan üretim programının, kapsamlı bir tasarım güncelleme, montaj kesinliği ve yenilikçi üretim süreci olduğu açıklandı.

Uçak, ilk aşamada kapsamlı yakıt sistemi denetiminden geçeceği yakıt tesisine götürüldü. Yakıt sistemi testlerini, yapısal testler ve yer titreşim testleri izleyecek. Motor testleri bahar sonunda, pist testleri ilk uçuştan önce gerçekleştirilecek. Lockheed Martin, F-35’i endüstriyel ortakları Northrop Grumman ve BAE Systems ile birlikte geliştirdi. Proje kapsamında, birbirlerinin yerine kullanılabilen iki ayrı F-35 motoru geliştirme konusunda yürütülen çalışmalar tamamlandığında, F-35 bugüne kadar uçan en güçlü tek motorlu taarruz uçağı olacak.

Joint Strike Fighter programı Başkan Yardımcısı Tuğgeneral C.R. Davis, “Henüz programın başındayız ve yapacak çok işimiz var, ancak F-35`in uçuşa hazır hale gelmesi çok önemli bir kilometre taşı” açıklamasını yaptı.

Süpersonik, çok fonksiyonlu beşinci jenerasyon bir casus taarruz uçağı olan F-35 artık yaşlanmakta olan AV-8B, A-10, F-16, F/A-18 Hornet ve Birleşik Krallıkta kullanılan GR.7 ve Harrier uçaklarının yerini almak üzere tasarlandı.





Superonline, WiMAX İçin Lisans Bekliyor

1 03 2006

Servis sağlayıcısı Superonline, kablosuz erişim teknolojisi WiMAX’i İstanbul’da denemeye başladı. Ancak, hizmetin son kullanıcıya ulaşması için, önce teknik ve hukuki sorunların aşılması gerekiyor.

Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal, kablosuz erişim standartı WiMAX’in kullanıcılara yönelik bir servise dönüşmesi için, öncelikle Türk Telekom’un elinde tuttuğu 3.5 GHz frekansının operatörlere açılması gerektiğini vurguladı. Kent içinde 3 km yarıçapta kablosuz erişim sağlayan WiMAX için bu frekansın lisanslanarak servis operatörlerine açılması gerekiyor.

TÜRK TELEKOM’UN FREKANSI DEVRETMESİ GEREKİYOR
Halen Türkiye’de WiMAX teknolojisine geçilmesi için öncelikle Türk Telekom’un tekel döneminden elinde kalan 3.5 GHz frekans bandının tüm operatörlere açılması gerekiyor. Devlet şirketi iken Türk Telekom’un elinde bulunan bu frekans bandı, şirket özelleştirilince mahkemelik oldu. NTVMSNBC’ye açıklama yapan Superonline Genel Mürürü Ünsal, Telekomünikasyon İdaresi’nin, bandı, TT’nin elinden alarak ihaleye açmasının umduklarını ifade ederek, bu ihaleye gireceklerini vurguladı.

Söz konusu frekans aralığında operatörler kendilerine bu frekans satın alarak WiMAX hizmeti verebilecek. Muhtemel bir ihaleye diğer operatörler de girebilir.

‘HAZIRLIKLAR TAMAM, LİSANS BEKLİYORUZ’
Superonline, Telekomünikasyon Kurumu’nun verdiği geçici lisansla WiMAX teknolojisini deneme amaçlı olarak işletiyor. Hizmet henüz halka açık hale gelmedi. Ünsal, WiMAX’in bir servise dönüşebilmesi için öncelikle Telekomünikasyon Kurumu’nun lisans vermesi gerektiğini belirterek şöyle dedi: “Telekomüniskasyon Kurumu buna lisans vereceği kesin gibi, biz lisansın çıktığı güne hazır olmaya çalışıyoruz, lisans çıkar çıkmaz kullanıcılara yönelik servisleri başlatırız.”

BEŞİKTAŞ, LEVENT, ANKARA VE İZMİR
Halen Superonline’ın biri Levent, biri de Beşiktaş’ta olmak üzere iki WiMAX anteni, 3 km yarıçapında erişim sağlıyor. (Superonline yetkilileri Beşiktaş’taki antenin Üsküdar’ı da kapsadığını söylüyor.) NTVMSNBC Teknoloji Servisi’ne konuşan Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal, gelecek aylarda anten sayısını artıracaklarını, İstanbul’a konacak 25 antenin yanında Ankara ve İzmir’e de antenler yerleştirileceğini ifade etti.

Söz konusu WiMAX antenleri GSM şebekelerin vericileri gibi ‘etraflarda görünür’ olmayacak, radyo vericilerine iliştirilebilecek.

WiMAX’e iki türlü erişim sağlanıyor; bireysel kullanıcılar yakınlarındaki verici antene normal internete girer gibi bağlanırken, kurumsal kullanıcılar da tek bir antene bağlanan ağ şebekesinden erişimi paylaşacak. Bu tür kurumsal ağlarda şirketler kendi güvenlik duvarlarını işletebilecek.

INTEL’İN ÜRÜNLERİ BEKLENİYOR
WiMAX’in kullanıcıya yaygınlaşması için, Intel’in dizüstü bilgisayarlara yönelik WiMAX çiplerini piyasaya çıkarması ve bunların dizüstü üreticileri tarafından benimsenip cihazlara entegre edilmesi gerekecek. Intel, tüm mobil ürünlerine WiMAX desteği 2007’de koyacağını açıklamıştı. Lisansların, 2007 gibi verileceği öngörüldüğünde, Türkiye şartlarında WiMAX bu tarihten sonra kullanıcıya ulaşabilecek.

Superonline yetkilileri dünyada 2010 yılına kadar kullanıcı sayısının 23 milyonu aşacağını öngörüyor. İnternet erişiminin henüz 10 milyonu aşmadığı Türkiye’de ise ilk hedef 500 bin kişi.

WİMAX İLE FİYAKALI UYGULAMALAR
Kablosuz erişim WiMAX standartı ile dizüstü bilgisayarlar ve PDA’ler internet telefonuna giriş yapabilecek. Bu şekilde, kullanıcılar dizüstülerinden hareket halinde iken cep telefonu görüşmesi yapabilecek; ‘avuçiçi’ler, VOIP sayesinde cep telefonuna dönüşebilecek. Superonline yetkileri WiMAX’in bu olanağının destekleneceğini vurguluyor.

WiMAX, daha dar kapsama alanı olan WiFi erişim standartının (802.11a, b ve g) bir ileri versiyonu. Bu nedenle 802.16 olarak ifade ediliyor. Kapsama alanı 3 ila 15 km’ye kadar çıkarken, işlemgücü de 15 megabit’e çıkıyor.





Hafıza Önceden Tahmin Edilebiliyor

1 03 2006

Bilim adamları, herhangi bir şey henüz gerçekleşmeden önce onu nasıl hatırlayacağımızın tahmin edilebilir olduğunu düşünüyor.

İngiltere`deki Londra Üniversitesi`nden bilim adamlarının analizleri, beynin henüz bir bilgiyi depolamadan önce hazırlık yaptığını ortaya koydu.

En iyi performansı gösterebilmek için beynin, hem bilgiyi aldığımız anda hem de bilgiyi almadan birkaç saniye önce tüm kaynaklarını seferber etmiş olması gerekiyor.

Daha önce beynin olay olmadan önce değil, olduktan sonra hazır olması gerektiği düşünülüyordu.

İleri aşama aktiviteleri
Araştırma ekibinin başkanı Dr. Leun Otten, “daha bir kelimeyi görmeden önce insanın onu hatırlayıp hatırlayamayacağını tahmin edebiliyor olmamız kulağa gaipten haber alma gibi gelebilir” diyor.

“Duyduklarınızı ya da gördüklerinizi hafızaya kaydederken beyin aktivitelerinin değiştiğini biliyoruz. Fakat hafızanın ileri aşamada nasıl çalıştığını gösteren beyin aktiviteleri bulduk.”

Testi bilmeden girdiler
Dr. Otten ve ekibi, hafıza testine girdiklerini bilmeyen bir grup gönüllüyü iki farklı teste tabi tuttu. Gönüllülerden, sadece bilgisayar ekrarında birbiri ardına görünen kelimelere konsantre olmaları istendi.

Her kelimeden önce, ya kelimenin canlı veya cansız bir şeyi temsil ettiğini belirten ya da kelimenin ilk ve son harflerinin alfabetik sıralamada olup olmadığını belirten bir sembol gösterildi.

Bir süre sonra ekip, gönüllülere bunun bir hafıza testi olduğunu söyledi ve ekrana yansıttıkları yeni kelimeleri daha önce görüp görmediklerini sordu. Bu işlemler sırasında beyin aktiviteleri elektroensefalogramla (EEG) tarandı.

Görmek ve anlamak
Katılımcılar, canlı-cansız ayrımı yapılan kelimeleri alfabetik ayrım yapılanlara göre çok daha iyi hatırlıyordu. Bu da, kelimeleri harfler olarak görmek yerine anlamlandırmaya çalışmanın hafızayı daha iyi hazırladığını ortaya koydu.

Araştırmacılar, `bilinçli düşünme`nin gerçekleştiği önbeyin bölgesindeki bu hazırlık faaliyetlerini kelimenin oluşması ve sembol arasında görebildi. Buradaki güçlü aktiviteyi hassas bir geri bildirim izledi.

Güç ve zaman sorunu
Benzer başka bir testte, gönüllülere, bir sonraki kelimenin sesli söyleneceğini ya da ekrandan yansıtılacağını belirten semboller gösterildi. Bu testte hafıza, hazırlıklarının çoğunu ekrana yansıtılan kelimelerden yana yaptı.

Dr. Otten, “beynin, bir şeye bakmaktan bir şeyi dinlemeye yönlendirilmesi güç ve zaman gerektiriyor. Bu yüzden beyin hazırlıklarını hemen tamamlayamıyor” diyor.

Ezberlemeye değil anlamaya çalışın
Araştırma eskiden beri öğrencilere verilen bir tavsiyenin de altını çiziyor: Bir şeyi ezberlemek yerine onu iyice anlayarak öğrenmeye çalışın.

Dr. Otten de şu tavsiyede bulunuyor: “Anlamaya çalışmak ezberden çok daha iyi bir hazırlığı içeriyor. Bu yüzden tekrarlayarak ezberlemek yerine, her zaman yazılanı anlamaya konsantre olun.”

“Daha iyi bir hafıza için çalışmak faydalı bir işlem olabilir” diye ekliyor Otten: “Fakat daha iyi bir hatırlama için beynin hazırlık aşamasını geliştirmek konusunda ne yapılabileceğini henüz bilmiyoruz.”





Windows Vista Sürümleri Duyuruldu

1 03 2006

Yazılım devi Microsoft, yaptığı bir açıklamada yıl sonuna doğru çıkacak olan yeni jenerasyon işletim sistemi Windows Vista’nın sürümlerini duyurdu.

Microsoft, yeni işletim sistemini altı değişik sürüm şeklinde pazarlamayı planlıyor. Bu sürümlerin üçü ev kullanıcıları, ikisi kurumsal kullanıcılar ve bir diğeri ise özel donanımlar için sunulacak.

Çeşitli ertelemelere maruz kalan, Longhorn kod isimli Microsoft’un yeni işletim sistemi Vista, altı değişik sürüm ile piyasaya sunulacak. Yapılan duyuruda belirtilen sürümler ve özellikleri ile Microsoft, kullanıcı ve donanım profillerini geniş bir şekilde sınıflandırarak her ihtiyaca en verimli şekilde karşılık vermeyi planlıyor.

Microsoft’un açıkladığı Windows Vista sürümleri ve özellikleri ise şöyle: Home Basic: Bu sürüm, bilgisayarını daha çok Web’te gezinmek, e-posta göndermek, sohbet etmek ve temel dokümanlar yaratmak üzere kullanan kullanıcılara hitap ediyor. Home Basic’te arama ve güvenlik araçlarının yanı sıra ebeveyn kontrolü de yer alıyor. Bu sürüm Home Premium sürümüne göre biraz hafif kalıyor.

Home Premium: Windows Vista’nın Home Premium sürümü, Basic sürümün sahip olduğu tüm işlevselliği barındırırken, kullanıcılara Vista’nın yeni göz alıcı grafik arabirimi olan Aero’yu sunuyor. Bu sürüm, en son dijital eğlence deneyimlerinden faydalanmak isteyen kullanıcıları hedef alıyor. Home Premium sürümünde Aero’nun yanı sıra Media Center ve Tablet PC özellikleri de yer alıyor.

Business: Ufak ve orta ölçekli kurumlara hitap eden Windows Vista Business, bilgisayarların en verimli ve güvenli bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Bu sayede firmaların teknik desteğe bağımlı olmalarının önüne geçiliyor. Business sürümünde yeni grafik arabirim ve dahili arama da yer alıyor.

Enterprise: Karmaşık bilişim altyapısına sahip büyük ve global şirketler için sunulan Enterprise sürümü, ileri derece güvenlik özellikleri ile dikkat çekiyor. Business sürümünde yer alan tüm özelliklerin yanı sıra, Enterprise sürümünde, donanım tabanlı şifreleme teknolojisine destek sağlanarak yüksek düzeyde veri güvenliği sağlanıyor.

Ultimate: Ultimate sürümü, bilgisayarından her şeyi bekleyen kullanıcıları hedef alıyor. Bu sürümde, diğer sürümlerde yer alan tüm özellikleri bulmak mümkün.

Starter: Yeni oluşan pazarlar için sunulan bu sürüm, daha çok düşük güçteki bilgisayarları hedef alıyor. Yeni bilgisayarlarda kurulu bir şekilde satılacak olan Starter sürümünün, diğer sürümlerin aksine, sadece 32-bit sürümü bulunacak. Bu sürüm ayrıca en sınırlı Windows Vista sürümü olma özelliğini de taşıyor.

Starter sürümü hariç diğer tüm sürümlerin hem 32 hem de 64-bit’lik sürümleri kullanıcılara sunulacak. Merakla beklenen ve çeşitli ertelemelere maruz kalan Windows Vista’nın bu yılın sonunda, şu an kesin olmayan bir tarihte piyasaya sürülmesi bekleniyor.