Buzullar Sanılandan Daha Hızlı Eriyor

20 02 2006


Bilim adamları, Grönland`daki buzulların, daha önce sanılandan çok daha hızlı erdiğini açıkladı.

Araştırmacılara göre, küresel ısınmanın önü alınmazsa Grönland`daki buzulların erimesi yaklaşık bin yıl sürecek. Ancak son bulgular bu sürenin tahmin edilenden daha kısa olacağını gösteriyor.

NASA ve Kansas Üniversitesi`nin raporuna göre, bu durum deniz seviyelerinin yükselmesinde de katalizör etkisi gösterecek. Grönland buzullarının tamamı erirse deniz seviyesi yaklaşık 7 metre yükselecek.

Yükselme hızı üçe katlandı
Analizlere göre Grönland`dan Atlas Okyanusu`na akan buzul miktarı son beş yıl içinde iki katına çıktı. Bu da Grönland`ın deniz seviyelerinin yükselme hızına etkisini, 1996`da yapılan tahminlerin üç katına çıkardı.

NASA bilim adamı Eric Rignot, “daha önce deniz seviyesi yükselme hızının 10 kata kadar çıktığını biliyoruz. Ama bir 10 kat daha artarsa bununla başedebileceğimizi hiç sanmıyorum” diyor.

Tahminlerden kısa sürecek
Erimenin sanılandan daha hızlı olacağını belirten Rignot şunları ekliyor: “Tahminimiz buzulların erimesinin bin yıl süreceği yönündeydi. Şimdi ise ne kadar zamanda gerçekleşeceğini kestirmek zor…

“Çünkü buzul tabakalarının oluşması ve erimesi çok uzun sürer. Ve bu tabakaların hava değişimlerine verdiği tepki, toprak ya da su kadar hızlı olmaz.”

Erime 10 kata çıktı
1996`da Grönland`dan eriyen buz tabakası hacmi 100 kilometreküp olarak ölçülmüştü. 2005`te eriyen kütle ise 220 kilometreküp hacminde. Örnek: 10 milyon nüfuslu Los Angeles`ta yılda sadece bir kilometreküp su kullanılıyor.

1996`da Grönland`ın güneyindeki erimenin arkasındaki sebep olarak yüzey ısısının yükselmesi gösteriliyordu, fakat 2000`de yapılan çalışmalardan beri sorumlu olarak küresel ısınma ve özellikle Kuzey Yarıküre`deki ısınma gösteriliyor.

Son 20 yılda Grönland`da hava sıcaklığı 3 santigrat derece arttı. Artan sıcaklıklar ise buzulların erimesine yol açıyor. Örneğin Helheim Buzulu, her gün bir futbol sahasının yarısı büyüklüğünde buz kaybediyor.

Araştırmalar sürüyor
Grönland buzulları yaklaşık 1.7 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Tamamı eridiğinde deniz seviyelerinde 7 metrelik yükselmeye sebep olacak tabakanın kalınlığı ise 3 kilometre.

Rignot ve Kansas Üniversitesi`nden meslekdaşı Pannir Kanagaratnam, uydu görüntülerinden faydalanarak sürdürdükleri araştırmayı önümüzdeki yıllarda da raporlamaya devam edecek.
(CnnTürk)





İnternet Çıkışındaki Sorun Giderildi

20 02 2006


Türk Telekom`un yurtdışı internet bağlantısında bir arıza daha meydana geldi. Dün akşam saatlarinde başlayan arıza bu sabah giderildi.

Türk Telekomünikasyon A.Ş’den yapılan konuya ilişkin yazılı açıklamada, dün saat 17.00 civarında yurtdışı internet bağlantılarından birinde ve Türkiye sınırları dışında meydana gelen fiber optik kablo arızasının giderildiği belirtildi.

Türk Telekom, dün alternatif fiber optik kablo güzergahlarından birinde meydana gelen arızanın onarım çalışmalarının başladığını ve 9 Gbps`ye düşen yurtdışı internet bağlantı kapasitesinin, ihtiyacı kısmen karşıladığını belirtmişti.
(Milliyet)





Microsoft sanal kütüphane kuruyor

16 02 2006

Google ve Yahoo?dan sonra Amerikan yazılım devi Microsoft da sanal kütüphane kuruyor.

Microsoft şirketinden yapılan açıklamada, ?taranarak? internet ortamında sayısal hale getirilecek milyonlarca kitap ve belgenin arama motoru ?MSN Search? ile kullanıcıların hizmetine sunulmasının planlandığı belirtildi.

?MSN Book Search? adı verilecek yeni sanal kütüphane arama motorunun, 2006 başında denenmesine başlanacağı belirtilen açıklamada, MSN?nin öncelikle piyasadaki eserlere ulaşma olanağı sağlayacağı, daha sonra telif hakları sahipleriyle görüşme yaparak, ?bu tip korunan malzemelerin taranmasına? başlayacağı kaydedildi.

Microsoft, böylece rakibi Google?ın sanal kütüphanesinde telif hakları yasalarını göz önüne almadığı gerekçesiyle açılan davalardan kaçınmak istiyor. ?MSN Book Search? ile, kitaplar, üniversite yayınları ve periyodik yayınlara ulaşmak mümkün olacak.





Intel, Dört Çekirdeklisini Hazırlıyor

15 02 2006


Intel’den yüksek kademeli bir yönetici tarafından yapılan açıklamaya göre, dünyanın en büyük işlemci üreticisi 2007 yılında dört çekirdekli işlemcilerini piyasaya sürmeyi planlıyor.

Açıklamada ayrıca, Intel olarak bul yıl 60 milyon çift çekirdekli işlemci satmayı hedefledikleri belirtildi.

Intel tarafından tasarlanmakta olan ve 2007 gibi piyasaya sürülmesi planlanan Clovertown isimli yeni yonga, dört çekirdekten oluşuyor. Yani, dört işlemci tek bir gövdede yer alıyor. Geçen sene işlemci piyasasına giren AMD ve Intel markalı çift çekirdekli işlemciler, tek çekirdeklilere göre daha az güç ile birden fazla uygulamayı daha hızlı bir şekilde çalıştırabiliyor. Dört çekirdekliler ise çok çekirdek mimarisinin potansiyelini bir adım ileri taşıyor.

İşlemci piyasasında birbiriyle ağır bir rekabet içinde olan ve hatta davalık olan Intel ile AMD, piyasaya ardı ardına çift çekirdekli işlemciler sürüyor. AMD’nin çift çekirdek atağında büyük bir başarı elde etmesi, şirkete Intel’den ciddi oranda pazar payı kazanmasını sağladı. Intel’in bu pazar kaybı özellikle sunucu piyasasında gelişti.

Çeşitli araştırmalara göre, son zamanlarda AMD ile Intel arasındaki rekabet giderek hız kazandı. AMD, Intel’e karşı son yıllardaki en büyük atılımını gerçekleştirerek 40 yıla yaklaşan bir tarihe sahip dev işlemci üreticisinden ciddi oranda pazar payı kazandı. Son araştırmalar, PC piyasasının yüzde 85’ini elinde tutan Intel’in sunucu piyasasındaki Pazar payı yüzde 75’lere kadar geriledi.
(Hürriyetim)





Karikatürler Danimarka sitelerini vurdu

15 02 2006

İnternet korsanları, İslam dünyasını rahatsız eden karikatürleri protesto etmek ve tehdit mesajları göndermek için Danimarka’nın yaklaşık 600 internet sitesini ‘hack’ etti.

İnternet sitelerine yönelik saldırıları izleyen Zone-H adlı kuruluşun açıklamasına göre, Danimarka dışındaki internet sayfalarının da ‘hack’lenmesi durumunda bu sayının bin civarında olduğu belirtildi.

Bir sitede yanlış İngilizce imlasıyla ‘Danimarkalılar, öldünüz’ diye bir yazı görülürken, fotoğrafçı Thomas Jorgensen’in internet sayfası da ‘hack’lenen siteler arasında yer aldı.

Jorgensen’in internet sayfasını açınca Danimarka bayrağı renklerine boyanmış bir kadın mankenin boynundan asılmış fotoğrafı belirdi.

Jorgensen, durumu polise bildirmek zorunda kaldığını söyledi.

Gazetenin sitesine saldırı yok

Bir başka siteye ise İngilizce ve Arapça olarak, ‘Allahu ekber, cihad yolumuzdur’ mesajı bırakıldı.

Listelenen siteler arasında Danimarka hükümet siteleri ve karikatürlerin yayımlandığı Jyllands-Posten gazetesinin internet sitesi bulunmuyor.





Uzay Turizmi 2008’de Başlayacak

15 02 2006


ABD Ulaştırma Bakanı Norman Mineta, tarihin ilk turistik uzay uçuşunun 2008’de yapılmasını desteklediklerini belirtti.

ABD’li Ulaştırma Bakanı Norman Mineta sivil uzay havacılığı alanında girişimcilik yapan işadamlarıyla yaptığı bir toplantıda ilk sivil uzay uçuşunun 2008’de yapılması için gerekli desteği sağlayacakları sözünü verdi.

ABD Ulaştırma Bakanı Mineta, sivil uçuşların ancak ‘denemelerde başarı sağlanması halinde’ gerçekleştirilmesinden taraf olduklarını belirterek, “Bir zamanların bilimkurgu düşüncesi iki yıl içinde gerçeğe dönüşecek” şeklinde konuştu. Washington’da toplanan 9’uncu Yıllık Sivil Uzay Havacılığı Konferansı’nda söz alan ABD’li bakan, “Güvenli olduğuna inandığımız an sivil havacılığa yeşil ışık yakacağız” dedi.

Dünya yörüngesine yapılan sivil uçuşlar uzay turizmi olarak adlandırılıyor. Son yıllarda düzenlenen yarışmalarla birlikte dünya çapında zengin işadamlarının da finans desteğinin yöneldiği uzay havacılığı kısa zamanda güçlü bir kamuoyu yarattı. ABD’den ulaştırma bakanı düzeyinde bir destek sözü gelmesi de sivil uzay havacılığının önünü açacağının bir sinyali olarak algılanıyor.

Daha önce bazı işadamları mali güçlük içinde bulunan Rus Uzay Dairesi’ne yaptıkları 20 milyon dolarlık bağış karşılığı uzaya çıkmışlardı.

VIRGIN GALACTIC HAVAYOLLARI
Sivil havacılık mühendisi Burt Rutan, Eylül 2004’te yeryüzünden 100 km yükseğe çıkarak uzay sınırını aşan ilk sivil uçak SpaceShipOne’ı tasarlamıştı.

Daha sonra İngiliz işadamı Richard Branson, SpaceShipOne’ın 8 yolcu kapasiteli ikinci kuşağının tasarlandığını açıklamıştı. Branson, sivil uzay havacılığı alanında faaliyet gösterecek Virgin Galactic Havayolları için, New Mexico’da bir havalimanının inşasına bu yıl sonunda başlayacaklarını söylemişti.

Virgin Galactic Havayolları ile uzaya ilk uçuşların 2009’da başlaması ve yolcu başına biletin 200 bin dolar olması bekleniyor. Şirketin yolcu listesi ise kabarık, sırada 40 bin uzay turistinin beklediği tahmin ediliyor. Şimdiye dek uzaya yaklaşık 600 kişi çıkmıştı.
(NTVMSNBC)





Akıllı ADSL Modem Türkiye’de

15 02 2006


D-Link tarafından üretilen QoS destekli Kablosuz ADSL2+ Router, ADSL kullanıcılarının hızla arttığı ülkemizde, sahip olduğu özelliklerle dikkat çekiyor.

Neotech’in dağıtıcılığını üstlendiği D-Link Router, ev ve küçük ofis kullanımına yönelik diğer ADSL modemlerde bulunmayan özelliklere sahip.

İletişim ve tüketici elektroniği alanında faaliyet gösteren Neotech’in dağıtıcılığını üstlendiği D-Link ürünlerine, benzersiz bir ADSL modem eklendi. D-Link‘in yeni QoS (Quality of Service – Servis Kalitesi) destekli Kablosuz ADSL2+ Router’ı İnternet trafiğinde yaşanan sıkışıklıklara akıllı bir çözüm sunuyor.

Neotech A.Ş. D-Link Ürün Müdürü Burçak Batur bu yeni ürün ile ilgili olarak şunları söyledi: “Neotech güvencesiyle kullanıcıların hizmetine sunduğumuz D-Link modem, İnternet kullanımının yoğun olduğu saatlerde öncelikli uygulamalara göre hareket edebiliyor. Modemin QoS özelliği sayesinde, kullanıcılar kendileri için öncelikli olan uygulamaları belirleyerek mevcut İnternet bağlantısından maksimum verim elde edebiliyorlar. Bu, Türkiye’deki ev ve küçük ofis kullanıcıları için yepyeni bir uygulama. Özellikle de ADSL bağlantı hızlarında yaşanan sorunlar düşünüldüğünde, D-Link büyük bir avantaj sunuyor.”

D-Link Kablosuz ADSL2+ Router’la, İnternet kullanımının yoğun olduğu zamanlarda bile, önceliklere bağlı olarak, İnternet üzerinden kesintisiz telefon görüşmesi yapılabiliyor, oyun oynanabiliyor ya da video indirilebiliyor. Kurumsal ağlarda yaygın olarak kullanılan QoS özelliği, D-Link teknolojisi ve Neotech güvencesiyle artık ev ve küçük ofis kullanıcılarının da hizmetine sunuluyor.
(Hürriyetim)





Dünyanın En Küçük Türk Bayrağı

15 02 2006


Türk bilim insanları, nano-litografi tekniği ile dünyanın en küçük Türk bayrağını çizdi.

Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Oral, merkezde geliştirilen nanoteknoloji teknikleriyle biyolojik terörist saldırıları tespit edebilecek savunma sistemleri geliştireceklerini belirtti. Bir metre’nin milyarda biri ölçeğine nanometre deniyor.

Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü doktora öğrencileri, 100 nanometre genişliğinde 2 nanometre yüksekliğindeki dünyanın en küçük Türk bayrağını çizdi.

Ulusal Nanoloji Araştırma Merkezi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Oral, bir sonraki hedeflerinin aynı nanotokrafi tekniğini kullanarak çok küçük manyetik sensorler geliştirmek olduğunu söyledi. Doç. Dr. Oral, çok küçük manyetik nano-sensörlerin biyolojik saldırılarda zararlı partikülleri tanıyacak şekilde üretileceğini ifade etti. Doç Dr. Oral, Türkiye’de geliştirilen nanoteknolojik mikroskopların MIT ve Oxford gibi dünyanın en iyi üniversitelerine ihraç edildiğini de vurguladı.
(Hürriyetim)





Kötü Söz Kavanozdaki Nohutu Da Bozdu

15 02 2006

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesindeki Aslanbey İlköğretim Okulu’nun 7. sınıf öğrencileri, ilginç bir deneye imza atarak, ‘sevgi ve güzel sözün’ canlılar üzerindeki etkisini kanıtladı.

Öğrenciler, iki ayrı kavanozdaki suyun içine konulan gıda maddelerinden bir ay boyunca her gün güzel söz söylenenin tazeliğini koruduğunu, hakarete uğrayanın ise bozulduğunu gördü.

Öğretmenlerinin, Japon araştırmacı Masaru Emoto’nun, ‘suyun moleküler yapısının insanların düşünceleri, sözcükleri ve dinledikleri müzikten etkilendiği’ tezinden söz etmesi üzerine öğrenciler, 31 Aralık’ta ‘sevgi deneyi’ne başladı. Aynı ebatta iki kavanozdaki suyun içine nohut, havuç, peynir ve bulgur gibi gıda maddeleri koyan öğrenciler, bir ay boyunca her gün aynı şartlarda sakladıkları kavanozlardan birine güzel sözler söyledi, diğerine ise hakaret ettiler. Kavanozlardan birinin üzerine hakaret içeren, diğerine ise övgü dolu sözcüklerin yazılı olduğu kâğıtlar yapıştıran öğrenciler, deneyin sonunda büyük şaşkınlık yaşadı. Çünkü her gün güzel söz söylenen kavanozdaki gıda maddesinin tazeliğini koruduğuna, hakarete uğrayan kavanozdakinin ise bozulduğuna şahit oldular. Deneyi yapan öğrencilerden Onur Tuncay, iki kavanozdaki suyun içine havuç koyduğunu, birinin üzerine ‘teşekkür ederim’, diğerinin üzerine ise ‘aptal’ yazılı kâğıt yapıştırdığını belirterek, “‘Aptal’a her gün nefret dolu kötü sözler söyledim. ‘Teşekkür ederim’e her gün sevgi gösterip güzel sözler söyledim. Bir ay sonra, havuçlardan birinin şalgam suyu gibi koktuğunu, diğerinin ise çok kötü koktuğunu fark ettim.” dedi. Deneyinde bulgur kullanan Neşe Mert isimli öğrenci ise şunları anlattı: “Bulgurları suyla ıslatıp aynı miktarda iki kavanoza böldüm. Birine ‘aptal’, diğerine ‘çok tatlısın’ adını verdim. Birine her gün kötü davrandım. Diğerine ise sevgiyle yaklaştım. Kötü davrandığım kavanozdaki bulgur, bir ay sonra belirgin biçimde bozulmuştu.” Öğrenciler, yaptıkları deneyden şu sonucu çıkardı: “Birbirimize kötü söz söylememeye karar verdik.”

Öğrencilere esin kaynağı olan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni Ali Uslu, “Öğrencilerime, sevgi ve güzel sözlerin etkilerini anlatırken, onlara, Masaru Emoto’nun suyun kristalize edilmiş halini görüntülediğini, bir ay boyunca güzel sözler söylediği suyun daha iyi kristalize olduğunu gördüğünü anlattım. Öğrencilerim de bunu değişik gıda maddelerinde deneyerek Emoto’yu doğru çıkardılar.” dedi. Klinik Psikolog Yalçın Kireççi ise şunları söyledi: “Sevginin tesirinin olduğu doğru. İlgilenenler bunu görüyor. Nazar da böyle bir şey. Dikkatimizi yönelttiğimiz her şey bizden etkilenir.” diyor.

Beethoven dinleyen su kristalleri daha güzel
Japon araştırmacı Masaru Emoto, suyun moleküler yapısının, insanların düşünceleri, sözcükleri ve dinlediği müzikten etkilendiğini ortaya koymak için yaptığı çalışmayla tanınıyor. Müziğin, suyun yapısı üzerindeki etkilerini görmeye karar veren Emoto, iki hoparlör arasına koyduğu distile suyun donduktan sonraki kristal formlarını fotoğrafladı. Aynı tip su kristallerine önce Beethoven’ın pastoral müziğini dinleten Emoto’nun, kristalin çok güzel şekillendiğini, Bach’ın bir parçası dinletilen kristallerin nispeten düzgün olduğunu, heavy metal dinletilen kristalin ise tamamen şekilsiz ve dağınık olduğunu fotoğraflarla tespit etti.
(Zaman)